Dijital Çağın Yeni Hastalık Kaygısı Siberkondri, Yakın Gelecekte Resmi Bir Tanı Halini Alacak

Modern dünyanın getirdiği teknolojik imkanlar, bilgiye ulaşımı saniyeler seviyesine indirirken beraberinde kontrol edilmesi güç psikolojik fenomenleri de getirmeye devam ediyor.

Modern dünyanın getirdiği teknolojik imkanlar, bilgiye ulaşımı saniyeler seviyesine indirirken beraberinde kontrol edilmesi güç psikolojik fenomenleri de getirmeye devam ediyor. Son yıllarda tıp dünyasının üzerinde titizlikle durduğu konuların başında gelen siberkondri, internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte sessiz bir salgın gibi toplumun her kesimine nüfuz ediyor. Uzmanlar, insanların kendi sağlık durumlarını teşhis etmek amacıyla kontrolsüzce yaptıkları internet aramalarının, bireyleri ciddi bir kaygı sarmalına sürüklediğini belirtiyor. Dr. Muzaffer Şahin gibi alanında uzman isimlerin yaptığı değerlendirmelere göre, bu durum sadece geçici bir takıntı değil, önümüzdeki yedi yıl içerisinde tıp literatüründe resmi bir hastalık olarak tanımlanması beklenen bir sağlık krizi olarak değerlendiriliyor. Bireylerin ufak bir baş ağrısını veya halsizliği arama motorlarında sorgulatarak en kötü senaryolara odaklanması, zihinsel sağlığı bozmakla kalmayıp bedensel semptomların şiddetlenmesine de yol açıyor.

Sanal Ortamdaki Bilgi Kirliliği Ve Artan Anksiyete İlişkisi

İnternet üzerindeki sağlık içeriklerinin denetimsiz ve çoğu zaman akademik geçerlilikten uzak olması, siberkondri vakalarının temel beslenme kaynağını oluşturuyor. Bireyler, yaşadıkları fiziksel belirtileri anlamlandırmak için dijital platformlara başvurduklarında, karşılarına çıkan devasa bilgi yığını içerisinde rasyonel olanı seçmekte zorlanıyorlar. Bu durum, eski adıyla hipokondri olarak bilinen hastalık kaygısı bozukluğunun dijital bir versiyonuna dönüşüyor. Dr. Şahin, insanların kaygı düzeylerini düşürmek amacıyla başladıkları araştırmaların, ulaşılan yanlış veya abartılı bilgiler neticesinde tam tersi bir etki yarattığını ifade ediyor. Basit bir uyuşukluğun veya kas ağrısının internet üzerinde ölümcül hastalıklarla ilişkilendirilmesi, kişideki yaygın kaygı bozukluğunu tetikleyerek içinden çıkılması zor bir korku tüneli oluşturuyor. Bilgiye ulaşmanın bu denli kolay olması, bireyin kendi sağlığı üzerindeki kontrol mekanizmasını zayıflatarak onu sanal dünyanın sunduğu felaket senaryolarına mahkum ediyor.

Psikolojik Baskının Fiziksel Belirtiler Üzerindeki Etkisi

Siberkondri sadece zihinsel bir huzursuzlukla sınırlı kalmayıp, vücudun biyolojik yapısını da doğrudan etkileyen bir süreci tetikliyor. Kişi, internette okuduğu semptomlara odaklandıkça, beyni bu bilgileri gerçek bir tehdit olarak algılıyor ve vücut 'alarm' moduna geçiyor. Sempatik sinir sisteminin devreye girmesiyle birlikte stres hormonları salgılanmaya başlıyor ve bu durum vücutta kasılmalara, gerginliğe ve mevcut ağrıların hissedilir derecede artmasına neden oluyor. Dr. Muzaffer Şahin'in vurguladığı üzere, birey aslında hiçbir ciddi fiziksel problemi olmamasına rağmen, yoğun odaklanma ve kaygı nedeniyle kendi semptomlarını kendi yaratabiliyor. Bu durum, psikolojik kökenli ağrıların kronikleşmesine ve kişinin kendisini gerçekten ağır bir hasta gibi hissetmesine yol açıyor. Bedensel duyumlara aşırı dikkat kesilmek, normalde her sağlıklı insanda görülebilecek küçük değişimlerin büyük birer patoloji olarak algılanmasıyla sonuçlanıyor.

Sosyal Ve Mesleki Hayatta İşlevsellik Kaybı

Bu yeni nesil hastalık kaygısının bir diğer yıkıcı boyutu ise bireyin günlük yaşam kalitesini ve üretkenliğini sekteye uğratmasıdır. Siberkondriye yakalanan kişiler, günlerinin önemli bir bölümünü ekran başında farklı sitelerden semptom taraması yaparak geçirmeye başlıyorlar. Bu durum, sosyal ilişkilerin zayıflamasına, iş yerindeki odaklanma becerisinin kaybolmasına ve genel bir işlevsellik yitimine sebep oluyor. Kişi, zihnini sürekli meşgul eden hastalık düşünceleri nedeniyle çevresindeki gerçeklikten koparak sanal bir teşhis dünyasında hapsoluyor. Uzmanlar, bu durumun ilerleyen aşamalarda obsesif kompulsif bozukluklarla benzerlik gösterdiğini ve bireyin sürekli onay alma ihtiyacıyla doktordan doktora koşmasına neden olduğunu belirtiyor. Ancak alınan tıbbi sonuçların temiz çıkması bile siberkondrik birey için yeterli bir rahatlama sağlamıyor; çünkü internetteki 'kirli bilgi' doktorun teşhisinden daha inandırıcı bir hal alabiliyor.

Geleceğin Tanımlanmış Hastalığı Olarak Siberkondrinin Yeri

Dünya genelindeki psikiyatri ve psikoloji otoriteleri, siberkondrinin etkilerini ve yayılma hızını göz önünde bulundurarak bu durumu önümüzdeki yıllarda resmi tanı rehberlerine dahil etmeye hazırlanıyor. Teknolojinin insan doğası üzerindeki bu dolaylı ama sert etkisi, dijital okuryazarlığın ve sağlık bilincinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Dr. Muzaffer Şahin'in öngörüleri doğrultusunda, siberkondrinin yedi yıl içerisinde bağımsız bir klinik tablo olarak kabul edilmesi, tedavi süreçlerinin de standartlaşmasını sağlayacak. Bu süreçte bireylerin yapması gereken en temel savunma mekanizması, dijital kaynaklardan gelen her bilgiyi bir uzman görüşü olarak kabul etmemek ve sağlık endişelerini profesyonel tıbbi mecralarda çözümlemektir. Dijital dünyadaki kontrolsüz araştırmaların insanı fiziksel ve ruhsal olarak felç edebileceği gerçeği, modern insanın yüzleşmesi gereken en büyük paradokslardan biri olarak karşımızda duruyor.

Bakmadan Geçme