Danıştay Kamu Alacakları Davalarında Avukatlık Ücreti İçin Belirleyici Emsal Kararını Açıkladı

Hukuk sisteminde vatandaş ile kamu kurumları arasındaki uyuşmazlıklarda mali yükümlülükleri doğrudan etkileyecek çok kritik bir gelişme yaşandı.

Hukuk sisteminde vatandaş ile kamu kurumları arasındaki uyuşmazlıklarda mali yükümlülükleri doğrudan etkileyecek çok kritik bir gelişme yaşandı. Danıştay, belediyeler, vergi daireleri ve il özel idareleri gibi kamu birimleriyle yaşanan davalarda hükmedilecek vekalet ücretine dair süregelen karmaşaya son verecek emsal niteliğinde bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme tarafından alınan bu karar, özellikle düşük meblağlı kamu alacakları davalarında avukatların alacağı ücretin hesaplanma yöntemini kökten değiştiriyor. Kanun yararına temyiz incelemesi neticesinde ortaya çıkan bu hukuki içtihat, bundan sonraki süreçte idari yargıda görülen binlerce benzer dosyada temel referans noktası kabul edilecek. Mahkemenin bu hamlesi, hem vatandaşın hak arama hürriyetini hem de avukatlık mesleğinin icrasındaki mali hak dengesini yeniden tanımlıyor.

Vekalet Ücretinin Belirlenmesinde Maktu Ve Nispi Tartışması Sona Erdi

Yüksek Mahkemenin incelediği dosyada temel uyuşmazlık noktası, davanın kazanılması durumunda avukata ödenecek ücretin davanın konusu olan tutara göre mi yoksa sabit bir rakam üzerinden mi belirleneceği üzerine yoğunlaştı. Mevcut uygulamada bazı mahkemeler, dava konusu olan miktarın düşük olması durumunda vekalet ücretini de o miktarla sınırlı tutuyordu. Ancak Danıştay; genel bütçeli idareler, belediyeler ve köylere ait vergi, resim, harç gibi kalemlerden kaynaklanan davalarda maktu ücret kuralının işletilmesi gerektiğini netleştirdi. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun kapsamında açılan davalarda, miktar ne kadar düşük olursa olsun, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen sabit tutarın altında bir vekalet ücretine hükmedilemeyeceği hüküm altına alındı. Bu durum, dava miktarının çok üzerinde bir avukatlık ücreti takdir edilmesinin de önünü hukuken açmış oldu.

Düşük Miktarlı Bir Ödeme Emrinin İptali İle Başlayan Hukuki Süreç

Davanın geçmişine bakıldığında, bir hükümlünün cezaevindeki yemek bedeli olan 2 bin 380 lirayı ödememesi üzerine başlatılan icra takibi tüm sürecin fitilini ateşledi. İlgili mahkumun avukatı tarafından açılan ödeme emrinin iptali davasında İstanbul 2. İdare Mahkemesi, davacı tarafı haklı bularak ödeme emrini geçersiz saydı. Ancak mahkeme, avukatlık ücretini belirlerken tarifedeki 'hükmedilen ücret reddedilen veya kabul edilen miktarı geçemez' ilkesini uygulayarak avukata sadece davanın değeri kadar, yani 2 bin 380 lira ödenmesine karar verdi. Bu karara itiraz eden davacı vekili, mesleki haklarının zedelendiğini ve kamu alacakları uyuşmazlıklarında asgari ücret tarifesindeki maktu tutarın esas alınması gerektiğini savunarak dosyayı Danıştay'a taşıdı. Bu itiraz, hukuk camiasında uzun süredir devam eden bir uygulama farklılığını da gündeme getirdi.

Danıştay Başsavcılığı Kararın Kanun Yararına Bozulmasını İstedi

Dosyanın Danıştay gündemine gelmesiyle birlikte Danıştay Başsavcılığı kapsamlı bir hukuki mütalaa hazırladı. Başsavcılık, yerel mahkemenin verdiği kararın mevcut Avukatlık Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle çeliştiğini tespit etti. Kamu alacaklarından doğan uyuşmazlıkların niteliği gereği, vekalet ücretinin davanın parasal değeriyle sınırlı tutulmasının hukuka aykırı olduğu vurgulandı. Başsavcılık, kanun yararına temyiz talebinde bulunarak, vatandaşın kamuya karşı açtığı bu tür davalarda avukatlık emeğinin korunması adına maktu ücretin uygulanması gerektiği görüşünü savundu. Bu görüş, Danıştay'ın ilgili dairesi tarafından da yerinde bulunarak, yerel mahkemenin vekalet ücretini dava tutarıyla sınırlayan kararı bozuldu. Bu bozma ilamı, sadece bu dosya özelinde değil, Türkiye genelindeki tüm vergi ve idare mahkemeleri için bağlayıcı bir rehber niteliği kazandı.

Kararın Vatandaş Ve Hukukçular Üzerindeki Muhtemel Etkileri

Danıştay'ın bu hamlesiyle birlikte, kamu kurumlarıyla küçük meblağlar üzerinden davalık olan vatandaşlar ve onları temsil eden hukukçular için yeni bir dönem başlıyor. Artık belediyeler veya vergi daireleri, haksız oldukları kanıtlanan düşük tutarlı takip işlemlerinde, karşı tarafın avukatına tarifedeki tam asgari ücreti ödemek zorunda kalacak. Bu durumun, kamu kurumlarını daha dikkatli işlem yapmaya sevk etmesi ve yersiz takiplerin önüne geçmesi bekleniyor. Öte yandan, avukatlar açısından da emeğin karşılığının davanın meblağına kurban edilmemesi, mesleki güvence açısından olumlu bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Hukuk çevreleri, bu emsal kararın yargılama giderleri konusundaki belirsizliği ortadan kaldırarak idari yargıda uygulama birliğini sağlayacağını ve benzer uyuşmazlıklarda yargı yükünü hafifleteceğini öngörüyor.

Bakmadan Geçme