Çikolata Neden Mutluluk Verir?
Çikolata sadece bir gıda maddesi olmanın ötesinde insan psikolojisi üzerinde yarattığı köklü değişimlerle bilim dünyasının dikkatini çekmeye devam ediyor.
Dünya genelinde milyonlarca insanın en sevdiği kaçamakların başında gelen çikolata sadece bir gıda maddesi olmanın ötesinde insan psikolojisi üzerinde yarattığı köklü değişimlerle bilim dünyasının dikkatini çekmeye devam ediyor. Yaklaşık beş bin üç yüz yıllık bir geçmişe sahip olan bu kadim lezzet antik medeniyetlerden günümüze kadar her dönemde bir ödül ve enerji kaynağı olarak görülmüştür. Modern tıp ve biyokimya alanında yapılan son araştırmalar çikolatanın tadından ziyade içerdiği kompleks moleküler yapının sinir sistemimizle girdiği etkileşimi gözler önüne seriyor. Özellikle stresli anlarda ya da kendimizi duygusal bir boşlukta hissettiğimizde neden bir parça çikolataya ihtiyaç duyduğumuz sorusu vücudumuzda gerçekleşen karmaşık bir kimyasal reaksiyonun cevabıdır. Çikolata dilin yüzeyindeki tat alıcılarıyla buluştuğu ilk saniyeden itibaren beyne giden sinyaller adeta bir mutluluk zinciri kurarak ruh halimizi anında yukarı çekebilme yeteneğine sahiptir.
Beyindeki Ödül Sistemi Ve Dopamin Seviyesindeki Ani Yükseliş
İnsan beyni haz veren eylemleri birer hayatta kalma stratejisi olarak algılayıp ödül merkezini aktif hale getirme eğilimindedir. Bir parça çikolata tüketildiğinde beyindeki haz merkezleri uyarılmaya başlar ve dopamin adı verilen nörotransmiterin salınımı hızlanır. Dopamin kişinin kendini başarılı enerjik ve tatmin olmuş hissetmesini sağlayan temel bir kimyasaldır. Bu süreçte serotonin seviyeleri de yükselerek içsel bir huzur ve rahatlama hissi yaratır. Beyin çikolatayı bir ödül gibi kodladığı için kişi yoğun baskı altındayken bu tatlı uyarana yönelerek zihinsel bir sığınak arayışına girer. Ancak bu biyolojik sürecin dikkat çekici bir yanı da yarattığı etkinin geçici olmasıdır. Beyin bu kısa süreli keyfi hafızasına kaydeder ve her benzer stres anında bireyi aynı ödül mekanizmasına yönlendirerek bir alışkanlık döngüsü oluşturur.
Anandamid Ve Teobromin Bileşenlerinin Zihin Üzerindeki Sakinleştirici Gücü
Çikolatanın içeriğinde bulunan ve doğal bir laboratuvarı andıran kimyasallar arasında en ilgi çekicilerinden biri anandamiddir. İnsan beyninde doğal olarak da üretilen bu madde ismini Sanskritçede mutluluk ve kutsallık anlamına gelen ananda kelimesinden alır. Anandamid klinik çalışmalarda kaygı düzeyini aşağı çektiği ve motivasyonu artırdığı saptanan bir bileşiktir. Çikolatanın içinde bulunan küçük miktarlardaki bu madde beynin memnuniyet bölgelerini uyararak kısa süreli bir zihinsel berraklık sağlar. Öte yandan çay ve kahveden aşina olduğumuz kafeine benzer bir yapıya sahip olan teobromin maddesi de çikolatanın vazgeçilmez bir parçasıdır. Teobromin merkezi sinir sistemini hafifçe uyararak fiziksel yorgunluğu azaltırken odaklanma kapasitesini artırır. Bu iki maddenin birleşimi çikolatayı sadece bir tatlı değil aynı zamanda doğal bir zihin açıcı ve stres giderici haline getirir.
Aşkın Kimyası Olarak Bilinen Feniletilamin Ve Duygusal Etkileri
Çikolatanın neden romantik anlarla bu kadar özdeşleştirildiği sorusunun yanıtı içeriğindeki feniletilamin maddesinde saklıdır. Bu kimyasal madde insanlar aşık olduklarında ya da yoğun heyecan duyduklarında beyin tarafından doğal olarak salgılanan bir bileşiktir. Doğada en yüksek feniletilamin oranına sahip besinlerin başında çikolata gelmektedir. Özellikle kakao oranı yüksek olan bitter çikolatalarda bu madde daha yoğun bulunur. Feniletilamin beynin ödül sistemini uyararak kişide bir tür romantik coşku ve mutluluk hali yaratır. Her ne kadar vücut bu maddeyi çok hızlı bir şekilde metabolize edip etkisini azaltsa da tüketim anında hissedilen o ani ferahlık ve mutluluk duygusu bu bileşenin sinir uçlarını tetiklemesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden çikolata tüketmek birçok kişi için sevgi ve ilgi görmeye benzer bir duygusal doyumu da beraberinde getirir.
Duyusal Algının Sinirsel İletim Hatlarındaki Hızlı Yolculuğu
Çikolata tüketimi esnasında gerçekleşen olaylar silsilesi aslında biyolojik bir mühendislik harikasıdır. Çikolatanın oda sıcaklığında katı ancak vücut ısısında eriyen bir yağ yapısına sahip olması ağızda benzersiz bir doku hissi yaratır. Bu erime süreciyle birlikte özgür kalan aromatik ve kimyasal maddeler dildeki binlerce tat tomurcuğu tarafından süzülür. Bu tomurcuklar elde ettikleri veriyi elektrik sinyalleri halinde milisaniyeler içinde beyne iletirler. Beyne ulaşan bu mesajlar sadece lezzet algısını oluşturmakla kalmaz aynı zamanda otonom sinir sistemine vücudu gevşetmesi için talimatlar gönderir. Kalp atış hızı hafifçe dengelenir ve kaslardaki gerginlik azalır. Tat koku ve doku algısının bu senkronize çalışması sonucunda ortaya çıkan bütünsel deneyim çikolatanın neden diğer tüm tatlılardan daha farklı ve vazgeçilmez bir yer tuttuğunu bilimsel bir temele oturtur.