Bilim İnsanları Kıyamet Saatini 85 Saniyede Sabitledi!
Bilim dünyasının insanlığın karşı karşıya olduğu küresel riskleri sembolize etmek amacıyla kurguladığı 'Kıyamet Saati' (Doomsday Clock) için 2026 yılı güncellemesi yapıldı. Atom Bilimcileri Bülteni (Bulletin of the Atomic Scientists) tarafından yapılan açıklamada, saatin yelkovanının gece yarısına, yani felaket noktasına olan mesafesi korundu.
Chicago merkezli bilim heyeti, küresel güvenliği tehdit eden unsurları değerlendirerek saati gece yarısına 85 saniye kala sabit tutma kararı aldı. Bu süre, saatin kurulduğu 1947 yılından bu yana ulaşılan en riskli ve en yakın nokta olma özelliğini sürdürüyor. Bilim insanları, bu sembolik zaman diliminin insanlığın kendi sonunu getirebilecek teknolojilere ve çevresel krizlere ne kadar yakın olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Risklerin Odak Noktası: Savaşlar ve Nükleer Tehdit
Saatin bu kadar ileri bir noktada sabitlenmesinin temel nedenleri arasında devam eden bölgesel çatışmalar ve nükleer silahlanma yarışı gösterildi. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gerilimlerin nükleer tırmanma riskini artırdığı ifade edildi. Kurul üyeleri, nükleer devletler arasındaki diyalog eksikliğinin ve silah kontrol anlaşmalarının zayıflamasının küresel felaket riskini tetiklediğine dikkat çekti.
İklim Krizi ve Yapay Zekanın Yükselişi
Kararda sadece askeri tehditler değil, çevresel ve teknolojik faktörler de etkili oldu. 2025 yılının tarihteki en sıcak yıl olarak kayıtlara geçmesi ve iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalınması saatin ileri konumunu destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Ayrıca, yapay zeka teknolojilerinin dezenformasyon amacıyla kullanılması ve biyolojik tehditlerin kontrolsüz yayılma potansiyeli, modern dünyanın yeni riskleri olarak rapor edildi.
Bilim Kurulundan Ortak Çağrı
Atom Bilimcileri Bülteni Başkanı ve CEO'su Rachel Bronson ile beraberindeki heyet, saatin bir tahmin aracı değil, bir uyarı sistemi olduğunu hatırlattı. Yapılan açıklamada, dünya liderlerine ve büyük güçlere seslenilerek, felaketin eşiğinden dönmek için acilen diplomatik yolların aranması ve küresel iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.