Bakanla Görüşen Elazığ Yol Aldı, Malatya Sustu, Kaybetti

Sanayi Alanları Master Planı'nda Malatya bir kez daha yok sayıldı. Elazığ'da iktidar ve muhalefet milletvekilleri birlikte hareket edip Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile masaya otururken, depremle sanayisi çöken Malatya'da sessizlik hâkim. Kentte siyaset sadece suskun değil kendi iç çekişmeleriyle Malatya'yı bir kez daha kayıplar listesine yazdırdı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın açıkladığı Sanayi Alanları Master Planı, Türkiye'nin sanayi geleceğini yeniden şekillendirmeyi hedeflerken, Malatya açısından ağır bir hayal kırıklığına dönüştü. İlk fazda Samsun–Mersin hattında 13 ilde 59 bin hektarlık yeni sanayi alanı ilan edildi; listede birçok il yer alırken büyükşehir Malatya yine yer almadı. Ancak Malatya açısından asıl sorun, bu dışlanmanın kendisinden çok, şehir adına hiçbir ciddi siyasi refleksin gösterilmemesi oldu.

Elazığ'da Siyaset Birleşti, Sonuç Alındı

Aynı plan kapsamında Elazığ da ilk fazda yer almadı. Ancak Elazığ'da tablo Malatya'dan tamamen farklı gelişti. AK Parti Elazığ Milletvekilleri Prof. Dr. Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol ve MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, parti farkı gözetmeden konuyu Meclis gündemine taşıdı.

Elazığ milletvekilleri arasında Meclis'te sert tartışmalar yaşandı, kamuoyu oluştu ve bu baskı doğrudan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na taşındı. Sürecin sonunda Elazığ milletvekilleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile birebir bir toplantı gerçekleştirdi. Bu görüşme sonrası Elazığ siyaseti tarafından, Elazığ'ın Samsun–Mersin hattında yer almasının coğrafi olarak mümkün olmadığı ancak ikinci, üçüncü ve dördüncü fazlarda Elazığ'ın sanayi alanları kapsamına alınacağı yönünde açık mesajlar verildi. Elazığ adına bu temaslar, siyasi refleksin somut kazanıma, kent için de önemli bir kazanıma dönüşmüş oldu.

Malatya'da Ne Tepki Var, Ne Temas, Nede Girişim

Elazığ'da bakanlık kapıları açılırken, Malatya'da ise mutlak bir sessizlik hkim. Ne Meclis'te Malatya adına yükselen bir ses duyuldu, ne kamuoyuna yansıyan güçlü bir itiraz, ne de bakanlıkla resmi bir görüşme yapıldı. Kent adına hazırlanmış bir dosya yok. Ortak bir talep yok. Birlikte hareket eden bir siyasi irade yok. Bu tablo, Malatya'nın yalnızca kaybettiğini değil, kendi kendini de sürecin dışına ittiğinin net bir göstergesi oldu.

Depremle Yıkılan Sanayi, Siyasetle Yalnız Bırakılan Şehir

Malatya, 6 Şubat depremlerinde sanayisi en ağır darbeyi alan illerden biri oldu. Organize sanayi bölgelerinde üretim kapasitesi ciddi şekilde düştü. Tekstil sektörü başta olmak üzere birçok fabrika ya kapandı ya da küçülmeye gitti. Binlerce kişi işsiz kaldı. Üretim kapasitesi yüzde 32 geriledi. Fabrika sayısı 403'ten 377'ye geriledi. Kentte yaklaşık 4 bin işletme konteynerlerde faaliyet gösteriyor.

Kentte kayısı üreticisi artan maliyetler ve pazar daralmasıyla boğuşurken, esnaf ayakta kalabilmek için borçla boğuşurken, sanayici yatırım değil, günü kurtarma hesabı yapmaya başladı.

Böylesi bir tabloda sanayi koridorları Malatya için bir tercih değil, hayatta kalma meselesi olarak görülüyor. Ancak tam da bu noktada, şehri temsil eden siyasi aktörlerin sessizliği tepki değil artık öfke doğuruyor.

Stratejik Şehir, Dağınık Siyaset

Malatya; Doğu ve Batı'yı birbirine bağlayan, 16 ilin geçiş güzerghında bulunan, Devlet Demiryolları verilerine göre yük taşımacılığında Türkiye'nin en yoğun merkezlerinden biri. Lojistik, ulaşım ve coğrafi avantajlar açısından sanayi koridorlarının doğal adaylarından biri.

Ancak Malatya'nın en büyük sorunu coğrafya değil, siyasetin kendi içinde parçalanmış olması. Kentte uzun süredir ortak akıl üretilemiyor, parti içi ve partiler arası çekişmeler ön plana çıkıyor, şehrin menfaatleri yerine bireysel siyasi hesaplar konuşuluyor. Bu iç çekişmeler, Malatya'yı Ankara'da güçsüz, dağınık ve etkisiz bir konuma iterken, sanayi koridoru süreci, bu durumun en somut ve en ağır sonuçlarından biri oldu.

Bu Sessizlik Artık Siyasi Bir Tercih mi?

Malatya'da daha önce PTT'nin idari yapılanmasına ilişkin alınan bir karar, kentte oluşan kamuoyu tepkisinin ardından yeniden değerlendirilmişti. Yapılan düzenleme sonucunda, Malatya'nın bölgesel konumu ve hizmet yoğunluğu dikkate alınarak PTT Bölge Müdürlüğü statüsü korunmuştu. Bu süreç, kamuoyu baskısının merkezi idare nezdinde karşılık bulabildiği örneklerden biri olarak gösteriliyor.

Bugün ise sanayi gibi hayati bir konuda aynı refleksin gösterilmemesi, Malatya açısından tarihi bir fırsatın kaçırılması olarak değerlendiriliyor. Bu noktada sessizlik artık basit bir ihmal değil; bilinçli bir siyasi tercihe dönüşmüş durumda.

Elazığ Kazanırken, Malatya Kendi Kendini Kaybediyor

Elazığ'da siyaset konuştu, tartıştı, daha sonra birleşti masaya oturdu ve kazanım elde etti. Malatya'da ise siyaset sustu, bölündü ve şehir kaybetti.

Bu tablo, Malatya için sadece bir sanayi planının dışında kalma meselesi değil; temsil edilememe, sahiplenilmeme ve irade kaybı meselesi olarak görülüyor. Depremle yıkılmış bir şehrin, Ankara'da bu kadar sessiz kalması, kamuoyunda sert biçimde sorgulanıyor. Malatya için zaman hızla tükeniyor ve bu sessizlik, umursamazlık her geçen gün daha ağır bir faturaya dönüşüyor.

Bakmadan Geçme