Avrupa Birliği Vize Sisteminde Yeni Bir Dönem Başlıyor
Avrupa Birliği yönetim kademesi tarafından paylaşılan stratejik yol haritası kıtaya giriş ve çıkışlarda radikal bir değişim rüzgarının eseceğini resmi olarak ilan etti.
Avrupa Birliği yönetim kademesi tarafından paylaşılan stratejik yol haritası kıtaya giriş ve çıkışlarda radikal bir değişim rüzgarının eseceğini resmi olarak ilan etti. İki bin yirmi altı yılı itibarıyla tam kapasiteyle hayata geçirilmesi planlanan yeni düzenlemeler vize süreçlerini sıradan bir bürokratik işlem olmaktan çıkarıp birliğin en güçlü güvenlik ve dış politika enstrümanlarından biri haline getirmeyi hedefliyor. Brüksel koridorlarında uzun süredir üzerinde çalışılan bu kapsamlı paket sadece seyahat özgürlüklerini değil aynı zamanda ülkeler arası diplomatik ilişkileri de doğrudan etkileyecek parametreler barındırıyor. Göç yönetimi ve sınır güvenliği ekseninde şekillenen bu hamle Avrupa topraklarına adım atmak isteyen milyonlarca insan için yeni sorumluluklar ve dijital gereklilikler anlamına geliyor.
Vize Politikası Artık Stratejik Bir Güvenlik Kalkanı Oluyor
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen ile İç İlişkiler Sorumlusu Magnus Brunner tarafından kamuoyuna aktarılan detaylar vizenin artık jeopolitik bir araç olarak kullanılacağını açıkça ortaya koyuyor. Virkkunen yaptığı değerlendirmelerde Avrupa Birliği'nin mevcut güvenlik tehditlerine ve değişen dünya dengelerine uyum sağlamak zorunda olduğunu dile getirerek vize rejiminin bu değişimin merkezinde yer alacağını ifade etti. Birliğin kendi değerlerini ve sınır bütünlüğünü koruma noktasında daha kararlı bir tutum sergileyeceğinin altını çizen yetkililer güvenilir ortaklar için prosedürlerin basitleştirileceğini ancak şüphe uyandıran durumlarda denetim mekanizmalarının tarihin en sıkı seviyesine çekileceğini belirtti. Bu yeni dönemde bir ülkenin Avrupa ile olan vize ilişkisi o ülkenin AB güvenlik önceliklerine ne kadar katkı sağladığıyla doğrudan ölçülecek.
Vizesiz Seyahat İçin Objektif Kriterler Ve Sorumluluk Dönemi
Yeni stratejinin en dikkat çekici kısımlarından biri vizesiz seyahat hakkının artık mutlak bir kazanım değil sürdürülebilir bir ayrıcalık olarak tanımlanmasıdır. Magnus Brunner göç ve vize politikalarının artık birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek kimlerin birlik sınırları içerisine dahil edileceği ve kimlerin dışarıda tutulacağı konusunda çok daha katı bir rehberin takip edileceğini duyurdu. Üçüncü ülkelerin Avrupa'ya vizesiz geçiş hakkını koruyabilmeleri için vize reddi oranlarını makul seviyelerde tutmaları ve geri dönüş protokollerini eksiksiz uygulamaları şart koşuluyor. Eğer bir ülke düzensiz göçle mücadelede veya kendi vatandaşlarının geri kabulü süreçlerinde AB ile yeterli uyumu göstermezse vize serbestisi hakkının askıya alınması gibi sert yaptırımlar çok daha hızlı bir şekilde devreye sokulabilecek.
Uyumlu Çalışan Ülkelere Ve Güvenilir Yolculara Özel Teşvikler
Sistem sadece kısıtlamalar üzerine değil aynı zamanda verimli iş birliklerini ödüllendirmek üzerine de inşa ediliyor. Avrupa Birliği ile geri kabul anlaşmalarında ve sınır yönetiminde tam bir koordinasyon içinde çalışan ülkelerin vatandaşları için vize süreçlerinin bir engel olmaktan çıkarılması hedefleniyor. Özellikle temiz bir seyahat geçmişine sahip olan ve daha önce vize kurallarına harfiyen uymuş bireyler için çok girişli ve uzun süreli vize imkanları çok daha esnek şartlarla sunulacak. İş dünyasının dinamizmini korumak amacıyla doğrulanmış şirketlerden oluşan özel listelerin hazırlanması ve bu kurumlar aracılığıyla yapılan başvuruların önceliklendirilmesi planlanıyor. Bu yaklaşım kurallara uyan profesyonellerin ve turistlerin bürokrasiye takılmadan seyahat edebilmelerini sağlarken riskli grupların elenmesini kolaylaştıracak.
İki Bin Yirmi Altıda Başlayacak Dijital Dönüşüm Ve Teknoloji Entegrasyonu
Vize devriminin teknik ayağını oluşturan en büyük hamle ise Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi olarak bilinen ETIAS projesidir. İki bin yirmi altı yılının son çeyreğinde aktif hale gelmesi beklenen bu sistem vizesiz seyahat eden yolcuların dahi önceden bir güvenlik taramasından geçmesini zorunlu kılacak. Otomasyona dayalı bu kontrol ağı sayesinde yolcu verileri anlık olarak Interpol ve Europol veri tabanlarıyla eşleştirilecek. İki bin yirmi sekiz yılına gelindiğinde ise Avrupa'nın tüm bilişim sistemleri birbiriyle tam uyumlu çalışır hale getirilerek tek bir merkezden küresel bir gözetim ve onay mekanizması kurulmuş olacak. Dijitalleşme sayesinde kağıt üzerindeki başvuruların minimuma indirilmesi ancak dijital ayak izi üzerinden yapılan güvenlik analizlerinin en üst düzeye çıkarılması amaçlanıyor.