Aşırı Tuz Tüketimi Kronik Hastalıklara Davetiye Çıkarıyor

Günlük yaşam içerisinde farkında olmadan normal değerlerin çok üzerinde tüketilen tuz miktarı yüksek tansiyon, kalp krizi ve inme gibi hayati risk taşıyan ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlıyor. Tıp dünyasından gelen uyarılar, sağlıklı bir yaşam için günlük tuz alımında belirlenen kritik sınırların aşılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Özdemir, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, gün içinde fark edilmeden vücuda alınan fazla tuzun başta hipertansiyon olmak üzere pek çok kalp ve damar hastalığını tetikleyebileceğini belirtti. Türkiye genelindeki tuz tüketim oranlarının Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından tavsiye edilen sınırların çok üstünde seyrettiğine işaret eden Doç. Dr. Özdemir, tehlikenin sadece sofrada eklenen tuzdan kaynaklanmadığını aktardı. Hazır gıdalar, işlenmiş yiyecekler, salamura ürünler, paketli atıştırmalıklar ve fast food ürünlerinin yüksek oranda gizli tuz barındırdığını ifade eden Özdemir, bu beslenme tarzının uzun vadede kalp sağlığı üzerinde olumsuz neticeler doğurduğunu kaydetti.

Damar Yapısını Bozarak Kalbin İş Yükünü Artırıyor

Fazla tuz tüketiminin doğrudan yüksek tansiyona yol açtığını belirten Doç. Dr. Emrah Özdemir, tansiyon yüksekliğinin zamanla damar morfolojisinde bozulmaları beraberinde getirdiğini vurguladı. Bu tablonun kalbin üzerindeki iş yükünü artırdığını ifade eden Özdemir; kalp yetersizliği, kalp krizi ve inme gibi ağır sağlık sorunlarının ortaya çıkma olasılığının bu şekilde yükseldiğini bildirdi. Kardiyoloji Uzmanı, özellikle yüksek tansiyon hastalarının, ileri yaş grubundaki kişilerin, böbrek rahatsızlığı olanların ve ailesinde kalp-damar hastalığı geçmişi bulunan bireylerin tuz kullanımında çok daha temkinli hareket etmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün Kritik Sınırı 5 Gram

Dünya Sağlık Örgütü'nün sağlıklı bir insan için önerdiği günlük tuz miktarının bir silme tatlı kaşığına denk gelen 5 gramın altı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Özdemir, Türkiye'de bu limitin çoğunlukla farkındalık olmadan geride bırakıldığını ifade etti. Tuz alımını azaltmaya yönelik pratik çözüm önerileri de sunan Özdemir; yemeklerin tadına bakılmadan tuz ilave edilmemesi, işlenmiş ve paketli gıdaların sınırlandırılması ile alışverişlerde ürün etiketi okuma alışkanlığının edinilmesi gerektiğini belirtti. Yemek masalarında tuzluk bulundurmamanın dahi günlük tüketimi aşağı çekmede güçlü bir etken olabileceğini sözlerine ekledi.

Çocukluk Çağındaki Alışkanlıklar İleriki Yaşları Etkliyor

Beslenme alışkanlıklarının çocukluk döneminde şekillendiğini ve bu durumun ilerleyen yaşlarda kalp sağlığına doğrudan yansıdığını dile getiren Doç. Dr. Emrah Özdemir, ebeveynlerin çocukların tuz tüketimi hususunda bilinçli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini aktardı. Özdemir, sağlıklı bir ömür sürmek adına dengeli beslenmenin, düzenli fiziksel aktivitelerin, sigara kullanımından uzak durulmasının ve periyodik sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesinin önemini vurguladı.

Bakmadan Geçme