Ankara Şehrinin Kalbi Tunalı Hilmi Caddesinin Ardındaki Mücadele Dolu Hikaye
Ankara denilince akla gelen ilk duraklardan biri olan ve şehrin modern yüzünü temsil eden Tunalı Hilmi Caddesi her gün binlerce insanın adımlarıyla yankılanıyor.
Ankara denilince akla gelen ilk duraklardan biri olan ve şehrin modern yüzünü temsil eden Tunalı Hilmi Caddesi her gün binlerce insanın adımlarıyla yankılanıyor. Vitrinlerin ışıltısı, kafelerin neşeli gürültüsü ve başkentin o kendine has bürokratik ama bir o kadar da sivil ritmi bu caddede birleşiyor. Ancak pek çok Ankaralı veya şehri ziyarete gelen misafir için bu isim sadece bir adres tarifinden ibaret kalabiliyor. Oysa tabelalarda yazan o isim tarihin tozlu sayfalarında devrimci ruhuyla parıldayan bir karakterin mirasını bugüne taşıyor. Cumhuriyet tarihinin şekillenmesinde büyük rol oynayan ve fikirleriyle döneminin çok ötesinde bir vizyon sergileyen Tunalı Hilmi Bey sadece bir cadde ismi değil aynı zamanda bir aydınlanma meşalesi olarak hafızalarda yer edinmeyi hak ediyor. Şehrin en canlı noktasında adının yaşatılması onun toplumsal dönüşüm için verdiği mücadelenin bir nişanesi olarak kabul ediliyor.
Bulgaristan Topraklarından İstanbulun Aydınlanma Sancısına Uzanan İlk Yıllar
Tunalı Hilmi Bey takvimler bin sekiz yüz yetmiş bir yılını gösterdiğinde bugün Bulgaristan sınırları içerisinde yer alan Eskicuma kasabasında dünyaya gözlerini açtı. Çocukluk yılları Balkanların o fırtınalı ve gergin atmosferinde geçerken Osmanlı ile Rusya arasındaki savaşın yıkıcı etkileri ailesini derinden sarstı. Göçün getirdiği o hüzünlü ve zorlu yolculuk neticesinde İstanbul'a yerleşen aile genç Hilmi'nin eğitim hayatı için yeni bir kapı araladı. Farklı şehirlerde aldığı eğitimler onun dünyaya bakış açısını zenginleştirirken askeri tıbbiye yıllarında tanıştığı siyasi akımlar karakterinin ana omurgasını oluşturdu. Tıp eğitimi aldığı dönemde sadece anatomi kitaplarıyla değil aynı zamanda hürriyet ve eşitlik kavramlarıyla da hemhal olan genç adam özgürlükçü düşünceleri nedeniyle dönemin baskıcı yönetimiyle karşı karşıya gelmekten de çekinmedi. Bu yıllar onun hayatı boyunca sürecek olan muhalif ve yenilikçi kimliğinin temellerinin atıldığı en kritik dönem olarak tarihe geçti.
Sürgün Yollarında Ve Avrupa Başkentlerinde Geçen Hürriyet Mücadelesi
Fikirleri nedeniyle sürekli takip altında tutulan ve baskılara boyun eğmeyen Tunalı Hilmi Bey için hayatın büyük bir bölümü vatan hasreti ve sürgünlerle geçti. Cenevre'den Mısır'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada Jön Türk hareketinin en aktif isimlerinden biri olarak faaliyet gösterdi. Yayınladığı gazeteler ve yazdığı makalelerle meşrutiyet fikrini savunan aydın kalem halkın bilinçlenmesi adına her türlü riski göze aldı. Avrupa'da bulunduğu süre zarfında batıdaki demokratik gelişmeleri yakından gözlemleme fırsatı bulurken bunları kendi ülkesine nasıl entegre edebileceği üzerine kafa yordu. O dönemde dile getirdiği kadın hakları, köylülerin kalkındırılması ve dilde sadeleşme gibi konular çevresi tarafından hayretle karşılansa da o inandığı yoldan milim sapmadı. Sürgündeyken bile kalbi her zaman memleket meselesiyle atan bu idealist devlet adamı imparatorluğun en zor zamanlarında fikir üretmeye ve çözüm aramaya devam etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Çatısı Altında Bir Devrimci Milletvekili
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Ankara'da yeni bir güneş doğarken Tunalı Hilmi Bey de bu yeni devletin inşasında en ön saflarda yerini aldı. Bolu ve Zonguldak milletvekilliği yaptığı dönemlerde meclis kürsüsünden yaptığı konuşmalar bugün bile hukukçular ve sosyologlar için ders niteliği taşıyor. Özellikle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi konusundaki ısrarlı tutumu henüz dünya genelinde bile bu haklar tartışılırken onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu kanıtlıyordu. Köylüye efendi diyen anlayışın meclisteki sesi olan Hilmi Bey her zaman halkın çıkarlarını her şeyin üzerinde tuttu. İşçi haklarından sendikalaşmaya, eğitim reformlarından sosyal yardımlaşmaya kadar pek çok alanda kanun teklifleri hazırladı. Onun meclis çatısı altındaki hitabeti sadece bir siyasetçinin sözleri değil aynı zamanda bir sosyoloğun ve bir vatanseverin feryadı gibi yankılanıyordu.
Halkçı Bir Aydın Olarak Bıraktığı Sosyal Ve Kültürel Miras
Tunalı Hilmi Bey'in mirası sadece siyasi başarılarıyla sınırlı kalmayıp Türk diline ve kültürüne olan katkılarıyla da devleşti. Türkçenin özleşmesi ve yabancı kelimelerin boyunduruğundan kurtarılması için hazırladığı çalışmalar dil devriminin habercisi niteliğindeydi. Yazdığı şiirler ve kaleme aldığı öğretici metinlerle toplumu her yönden geliştirmeyi amaçlayan bu çok yönlü kişilik halkçılık ilkesini hayatının merkezine koydu. Bugün Ankara'nın o meşhur caddesinde yürürken hissedilen o özgürlükçü ve modern hava aslında Tunalı Hilmi Bey'in ömrünü adadığı değerlerin bir yansımasıdır. Kendisi bin dokuz yüz yirmi sekiz yılında hayata gözlerini yumsa da ismi başkentin en nezih bölgesinde yaşamaya devam ediyor. Şehrin bu simge caddesi sadece bir alışveriş ya da eğlence mekanı değil aynı zamanda bir devrimcinin ideallerinin her gün yeniden hatırlandığı yaşayan bir anıt park gibidir.