Altın Piyasasında Kota Oyunlarına Yönelik Büyük Operasyonun Perde Arkası Aralandı

Türkiye'nin ekonomik istikrarını hedef alan ve altın ithalatındaki yasal sınırları yasa dışı yöntemlerle aşmaya çalışan yapılara karşı yürütülen amansız takipte yeni bir evreye geçildi.

Türkiye'nin ekonomik istikrarını hedef alan ve altın ithalatındaki yasal sınırları yasa dışı yöntemlerle aşmaya çalışan yapılara karşı yürütülen amansız takipte yeni bir evreye geçildi. İstanbul merkezli başlatılan ve dalga dalga yayılan incelemeler sonucunda, piyasa dengelerini altüst eden devasa bir şebekenin faaliyetleri gün yüzüne çıkarıldı. Özellikle altın ithalatına getirilen kota uygulamasının ardından artan maliyetlerden kaçmak isteyen bazı odakların, kamu maliyesini milyarlarca liralık zarara uğrattığı tespit edildi. Güvenlik güçleri ve ekonomi denetçilerinin koordineli çalışmasıyla gerçekleştirilen bu son harekat, sadece suçluların yakalanmasını sağlamadı, aynı zamanda finansal sistemin açıklarını kapatmaya yönelik köklü bir revizyon sürecini de tetikledi.

Suç Örgütünün Karmaşık Labirentleri Ve Şirket Yapılanmaları

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, yasa dışı faaliyetlerin odağında yer alan tüzel kişilikler tek tek belirlendi. Sektörde tanınan ve köklü olduğu düşünülen bazı kıymetli maden şirketlerinin, bu usulsüzlük zincirinin ana halkalarını oluşturduğu anlaşıldı. Operasyonun üçüncü aşamasında, ALEKS Metal ve Aleks Kıymetli Madenler gibi yapıların yanı sıra Aga Holding bünyesindeki çeşitli iştiraklerin de dahil olduğu yedi farklı ticari işletmeye baskınlar düzenlendi. Bu baskınlarda ele geçirilen dijital materyaller ve muhasebe kayıtları, suç örgütünün hiyerarşik yapısını ve sermaye hareketlerini deşifre etti. Şüphelilerin sadece basit bir kaçakçılık faaliyeti yürütmediği, aynı zamanda Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile Merkez Bankası mevzuatlarını da sistematik olarak ihlal ettikleri görüldü. Kamu kurumlarını yanıltarak haksız kazanç elde eden bu yapının, uluslararası altın trafiğini de kendi çıkarları doğrultusunda manipüle ettiği belirlendi.

Mücevher Maskesi Altında Saf Altın Kaçakçılığı

Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı kapsamlı rapor, dolandırıcılık yönteminin ne denli profesyonelce kurgulandığını ortaya koydu. Devletin cari açığı dizginlemek adına uyguladığı aylık on iki tonluk ithalat kotasını ve yüzde yirmi oranındaki ek mali yükümlülüğü aşmak isteyen firmaların, saf altınları gümrükten 'işlenmiş mücevher' etiketiyle geçirdiği anlaşıldı. Normal şartlarda ham altın ithalatı katı kurallara tabiyken, mücevherat kategorisindeki ürünlerin daha esnek prosedürlerle yurda girmesi bu suç şebekesi tarafından bir açık kapı olarak kullanıldı. İstatistiklerde görülen ve normal akışa aykırı olan mücevher ithalatındaki yüzde doksanlık devasa artış, denetçilerin en büyük ipucu oldu. Yurda sokulan bu ürünlerin aslında birer sanat eseri veya takı olmadığı, yirmi dört ayara yakın saflıktaki külçelerin üzerine basit işlemler yapılarak düşük ayarlı süsü verildiği anlaşıldı. Bu yöntemle ülkeye sokulan tonlarca altın, iç piyasadaki atölyelerde hızla eritilerek yeniden saf külçelere dönüştürüldü ve piyasaya sürülerek vergi yükümlülüklerinden kaçınıldı.

Gümrüklerde Yeni Dönem Ve Darphane Denetimi

Ortaya çıkan bu devasa yolsuzluk tablosunun ardından, ekonomi yönetimi gümrük kapılarındaki denetim mekanizmalarını tamamen değiştirecek adımlar atmaya başladı. Artık ithal edilen her ürünün sadece beyan edilen kategorisiyle yetinilmeyecek, ürünlerin gerçek kimliği laboratuvar ortamında kanıtlanacak. Ticaret Bakanlığı'nın üzerinde çalıştığı yeni düzenlemeye göre, özellikle kota sınırlarını zorlayan veya şüpheli hareketlilik sergileyen ithalatçı firmalar için Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü devreye girecek. İthal edilen ürünlerin gerçek ayarını ve saflık derecesini belirleyen resmi 'ayar raporu' ibraz edilmeden gümrük işlemlerinin tamamlanmasına izin verilmeyecek. Bu uygulama ile 'takı' adı altında sokulan ancak gerçekte yatırım amaçlı saf altın olan ürünlerin gümrükte takılması ve hak ettikleri vergi dilimine tabi tutulması sağlanacak. Devletin bu hamlesi, dürüst çalışan kuyumcu ve maden tüccarlarını korurken, haksız rekabet yaratan kayıt dışı ekonominin de önünü kesecek.

Piyasa Dinamikleri Ve Can Güvenliği Açısından Riskler

Altın piyasasındaki bu usulsüzlükler sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda sektörün güvenilirliğini de zedeleyen sonuçlar doğuruyor. Kaçak yollarla ülkeye sokulan ve standart dışı yöntemlerle eritilip yeniden şekillendirilen altınların, piyasadaki standart ayar güvencesini bozma riski taşıdığı belirtiliyor. Yatırımcıların ve vatandaşların mağdur olmaması adına, Darphane'nin denetim yetkisinin artırılması büyük bir memnuniyetle karşılandı. Öte yandan, suç örgütlerine yönelik bu operasyonların devam edeceği ve finansal sistemdeki kara deliklerin tamamen kapatılacağı vurgulanıyor. Türkiye'nin döviz rezervlerini ve dış ticaret dengesini doğrudan etkileyen bu tür stratejik madenlerin ticaretinde, tam şeffaflık ve sıkı denetim ilkesinden taviz verilmeyeceği yetkililerce ifade ediliyor. Gelecek süreçte, dijital takip sistemlerinin de gümrük süreçlerine entegre edilmesiyle birlikte, altının madenden kuyumcu vitrinine kadar olan tüm yolculuğunun anlık olarak izlenmesi planlanıyor.

Özellikle bu tür operasyonların sadece İstanbul ile sınırlı kalmayacağı, Anadolu'daki diğer ticaret merkezlerine de sıçrayabileceği tahmin ediliyor. Emniyet birimleri, benzer yöntemleri kullanan diğer potansiyel yapıların da takibini sürdürüyor.

Bakmadan Geçme