Aile Kurumunun Korunması Amacıyla Cinsiyet Değişikliği Sürecine Yeni ve Sert Düzenlemeler Geliyor

Yeni yasal düzenlemenin en dikkat çekici maddesi, Türk Medeni Kanunu'nda yapılacak olan yaş kriteri değişikliği olarak öne çıkıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınması beklenen yeni yasa taslağı, toplumsal yapının temel taşı olan aile kurumunu muhafaza etmek ve genç nesillerin kararlarında daha olgun bir yaşa ulaşmasını sağlamak amacıyla köklü değişiklikler içeriyor. Adalet Bakanlığı tarafından titizlikle hazırlanan ve hukuk dünyasında geniş yankı uyandırması beklenen bu düzenleme, cinsiyet değişikliği süreçlerini hem tıbbi hem de hukuki açıdan çok daha sıkı denetimlere tabi tutmayı hedefliyor. Geçtiğimiz dönemlerde yargı paketlerinden son anda çıkarılarak revize edilen bu kapsamlı taslak, sadece yaş sınırını yukarı çekmekle kalmıyor, aynı zamanda izinsiz tıbbi müdahalelere yönelik ağır hapis cezalarını da beraberinde getiriyor. Hükümetin aileyi koruma vizyonu çerçevesinde şekillenen bu hamle, bireylerin biyolojik ve psikolojik gelişim süreçlerini tamamlamadan geri dönüşü zor kararlar almasının önüne geçmeyi amaçlıyor.

Cinsiyet Değişikliği İçin Belirlenen Yaş Sınırı Yirmi Beşe Yükseltiliyor

Yeni yasal düzenlemenin en dikkat çekici maddesi, Türk Medeni Kanunu'nda yapılacak olan yaş kriteri değişikliği olarak öne çıkıyor. Mevcut yasalar çerçevesinde on sekiz yaşını doldurmuş her bireyin hukuki olarak talep edebildiği cinsiyet değişikliği süreci, bu taslağın yasalaşması durumunda yirmi beş yaş sınırına tabi olacak. Düzenlemenin gerekçesinde, gençlerin ergenlik sonrası kimlik arayışlarının yirmi beş yaşına kadar devam edebileceği ve bu yaşın biyolojik olduğu kadar psikolojik olgunluk açısından da bir dönüm noktası olduğu vurgulanıyor. Yetkililer, bireylerin hayat boyu sürecek ve biyolojik sonuçları geri döndürülemez olan bu tür radikal kararları alırken daha geniş bir zaman diliminde düşünmelerini sağlamak istediklerini belirtiyor. Bu değişiklikle beraber, üniversite eğitimini tamamlamış ve hayata karşı daha deneyimli bir noktaya gelmiş bireylerin bu tür başvuruları yapabilmesi hedefleniyor.

Tıbbi İşlemler Ve Hormon Tedavileri Sıkı Denetim Altına Alınıyor

Taslak sadece cerrahi operasyonları değil, aynı zamanda süreci başlatan veya destekleyen ilaç ve hormon tedavilerini de kapsamlı bir kontrol mekanizmasına dahil ediyor. Cinsiyet değişikliği yolunda kullanılan hormon bloklayıcılar veya takviyelerin kontrolsüz kullanımının halk sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğu görüşünden hareketle, bu tür tıbbi müdahalelerin şartları ağırlaştırılıyor. Taslağa göre, yasal çerçeve dışında veya belirlenen yaş sınırının altındaki kişilere hormon tedavisi uygulayan hekimler ve sağlık personeli için Türk Ceza Kanunu kapsamında hapis cezası öngörülüyor. Bu durum, merdiven altı olarak tabir edilen veya denetimsiz kliniklerde yürütülen tıbbi süreçlerin tamamen sonlandırılmasını amaçlıyor. Cerrahi olmayan ancak vücut kimyasını kökten değiştiren her türlü uygulamanın artık adli bir boyutu olacak.

Yetkili Hastane Sayısı Sınırlandırılarak Tek Elden Yönetim Sağlanacak

Sürecin tıbbi raporlama aşamasında da önemli bir yetki daraltmasına gidiliyor. Mevcut uygulamada birçok eğitim ve araştırma hastanesi sağlık kurulu raporu verebilirken, yeni düzenleme ile bu yetki sadece Sağlık Bakanlığı tarafından özel olarak belirlenecek tam teşekküllü merkezlere verilecek. Bu merkezlerin seçiminde, bünyesinde multidisipliner bir yapının bulunması ve psikiyatriden endokrinolojiye kadar birçok branşın koordineli çalışması şartı aranacak. Ameliyatların ve raporlama süreçlerinin belirli merkezlerde toplanması, hem veri takibini kolaylaştıracak hem de sürecin suistimal edilmesini engelleyecek bir otokontrol sistemi kuracak. Bu ihtisas merkezleri dışında yapılan operasyonlar ve düzenlenen raporlar geçersiz sayılacağı gibi, bu kuralı ihlal eden kurumlar hakkında da ağır idari ve cezai yaptırımlar uygulanacak.

Üreme Yeteneğinden Yoksunluk Şartı Ve Hukuki Güvence Mekanizması

Cinsiyet değişikliği başvurularında yıllardır tartışma konusu olan üreme yeteneğinden sürekli olarak yoksun bulunma şartı, yeni taslakta da korunmaya devam ediyor. Kişinin biyolojik yapısının bu değişikliğe uygun olduğunun ve tıbbi bir zorunluluğun bulunduğunun sağlık kurulları tarafından belgelenmesi zorunluluğu, hukuki sürecin ana eksenini oluşturmaya devam edecek. Ancak yeni düzenleme ile bu raporların alınma süreci daha şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturuluyor. Aile yapısını ve toplumun genel ahlak anlayışını koruma amacı güden bu yasal hamle, bireysel haklar ile toplumsal menfaatler arasında bir denge kurmayı hedefliyor. Meclis'e sunulması beklenen bu teklif, yasalaştığı takdirde Türkiye'deki cinsiyet değişikliği davalarının seyrini ve tıbbi uygulama standartlarını kökten değiştirmiş olacak.

Bakmadan Geçme