30 Milyon Kişi Büyük Risk Altında: 3 İl İçin Tehlike Çanları Çalıyor

Türkiye, 6 Şubat depremlerinin ardından afet gerçeğiyle yüzleşmeye devam ederken, bilim dünyasından gelen yeni uyarılar endişeyi artırıyor.

Türkiye, 6 Şubat depremlerinin ardından afet gerçeğiyle yüzleşmeye devam ederken, bilim dünyasından gelen yeni uyarılar endişeyi artırıyor. Uzmanların son değerlendirmelerine göre, özellikle Marmara ve Ege havzasında biriken sismik enerji milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiriyor. Yapılan analizler, olası büyük bir depremin yalnızca tek bir kenti değil, geniş bir coğrafyayı ve yaklaşık 30 milyon kişiyi etkileyebileceğini ortaya koyuyor. Deprem riskinin bu denli yüksek seviyelere ulaşması, önümüzdeki süreçte alınması gereken önlemleri bir kez daha gündemin merkezine taşıdı.

Marmara Merkezli Senaryolar Yeniden Gündemde

Uzmanların dikkat çektiği en kritik nokta, Marmara Denizi çevresinde uzun süredir sessizliğini koruyan fay hatları oluyor. Bu fayların enerji biriktirdiği ve olası bir kırılmada yüksek şiddetli sarsıntılar üretebileceği belirtiliyor. Marmara Denizi merkezli bir depremin, sadece İstanbul ile sınırlı kalmayacağı, çevre illeri de aynı anda etkileyeceği ifade ediliyor. Sanayi, ulaşım ve nüfus yoğunluğu açısından Türkiye'nin kalbi sayılan bu bölgede yaşanacak güçlü bir sarsıntının, ekonomik ve sosyal etkilerinin de çok geniş olacağı vurgulanıyor.

En Yüksek Risk Taşıyan Üç İl Öne Çıkıyor

Yapılan değerlendirmelerde üç il özellikle ön plana çıkıyor. İstanbul, Balıkesir ve Kütahya, hem aktif fay hatlarına yakınlıkları hem de geçmiş sismik hareketlilikleri nedeniyle en yüksek risk grubunda gösteriliyor. İstanbul'da beklenen büyük depremin büyüklüğünün yedi ve üzeri olabileceği ihtimali, milyonlarca insan için ciddi bir tehlike anlamına geliyor. Balıkesir çevresinde son dönemde artan mikro sarsıntılar, bölgedeki fayların oldukça gergin olduğunu işaret ediyor. Kütahya ise tarihsel süreçte yaşadığı büyük depremlerle bilinen ve halen potansiyelini koruyan bir başka kritik merkez olarak dikkat çekiyor.

Kırılmamış Fay Hatları Alarm Veriyor

Uzmanlar, henüz büyük bir kırılma yaşamamış fay hatlarının özellikle yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Uzun süredir deprem üretmeyen bu fayların, ciddi miktarda enerji depoladığı düşünülüyor. Bu durum, olası bir kırılmanın ani ve yıkıcı olma ihtimalini artırıyor. Özellikle İç Ege ve Marmara'nın güneyinde uzanan bazı fay zonlarının, büyük ölçekli depremler üretme kapasitesine sahip olduğu ifade ediliyor. Bilim insanları, bu bölgelerde yaşanan küçük ve orta ölçekli sarsıntıların, büyük depremin habercisi olabileceğine dikkat çekiyor.

Küçük Depremler Büyük Riski Ortadan Kaldırmıyor

Toplumda sıkça dile getirilen 'küçük depremler büyük depremi engeller' düşüncesinin bilimsel karşılığı olmadığı vurgulanıyor. Uzmanlara göre, orta büyüklükte yaşanan sarsıntılar, büyük bir depremin oluşturacağı enerjiyi boşaltmaya yetmiyor. Matematiksel hesaplamalar, büyük bir depremin enerjisinin ancak çok sayıda ve benzer büyüklükte sarsıntıyla dengelenebileceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle son yıllarda yaşanan orta ölçekli depremlerin, büyük riskin ortadan kalktığı anlamına gelmediği özellikle belirtiliyor.

30 Milyon Kişi Doğrudan Etki Alanında

Olası bir büyük deprem senaryosunda etki alanının yalnızca birkaç il ile sınırlı kalmayacağı ifade ediliyor. Marmara çevresindeki birçok il ile birlikte, Ege ve İç Anadolu'nun bazı kesimlerinin de sarsıntıdan etkilenebileceği belirtiliyor. Yaklaşık 30 milyon kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak bu depremden etkilenme ihtimali bulunuyor. Bu rakam, dünya genelinde benzeri az görülen bir risk tablosuna işaret ediyor. Uzmanlar, bu nedenle bireysel hazırlıkların yanı sıra, şehir planlaması ve yapı güvenliği konularında çok daha hızlı adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.

Hazırlık ve Önlem Hayati Önem Taşıyor

Bilim insanlarının ortak görüşü, depremin ne zaman olacağından çok, ne kadar hazırlıklı olunduğunun belirleyici olduğu yönünde şekilleniyor. Riskli bölgelerde yapı stokunun güçlendirilmesi, afet planlarının güncellenmesi ve toplumun bilinçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Büyük bir depremin kaçınılmaz olabileceği gerçeği karşısında, alınacak önlemlerin can kayıplarını ve maddi zararları ciddi ölçüde azaltabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bu sürecin ertelenmeden ele alınmasının hayati bir zorunluluk olduğunu dile getiriyor.

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Bakmadan Geçme