2 Bin 100 Yıllık Sır Çözüldü! Çiçero'nun Mektuplarında Bahsettiği O Eserler Bulundu
Antalya'nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan açıklarında yürütülen su altı kazıları, antik dönemin ticaret anlayışına ve sofra kültürüne dair ezber bozan veriler sunmaya devam ediyor. Deniz tabanının 42 ila 55 metre derinliğinde sürdürülen hassas çalışmalarda, milattan önce 1. yüzyıla tarihlenen binlerce seramik eser bulundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen araştırmalar, Akdeniz'in kadim sularının zengin bir tarihsel mirasa ev sahipliği yaptığını bir kez daha kanıtladı.
Su altı robotlarının da aktif olarak kullanıldığı çalışmalarda gün yüzüne çıkarılan ana yük, antik dönemde Rhosus olarak bilinen Hatay'ın Arsuz bölgesinde imal edilen nitelikli seramiklerden oluşuyor. Çorba kaselerinden balık tabaklarına, çerezliklerden dev tepsilere kadar 122 ayrı tip ve boyutta şekillendirilen bu ürünler, dönemin Roma sosyetesinde lüks tüketim malzemesi olarak rağbet görüyordu. Kazı alanında ayrıca Ege adalarına özgü amforaların da bulunması, batan ticaret gemisinin geniş bir coğrafi rotada seyrettiğine işaret ediyor.
Çiçero'nun Mektuplarındaki O Gizemli Sipariş
Arsuz üretimi seramiklerin tarihsel değerini artıran en sıra dışı detay ise ünlü Romalı devlet adamı ve hatip Çiçero'nun kaleme aldığı mektuplarda gizli. Çiçero'nun MÖ 50 yılında yakın dostu Attikus'a yazdığı metinlerde, kendisi için Rhosus kıyılarından özel imalat seramik kaplar sipariş ettiğini bildirmesi, bulunan eserlerin o dönemdeki saygınlığını doğrudan doğruluyor. Antik yazılı kaynaklar ile su altı arkeolojisinden elde edilen verilerin bu derece örtüşmesi, bilim dünyasında büyük heyecan yarattı.
Binlerce Yıllık Koruma Kalkanı: Ahşap Sandıklardaki Kil Mucizesi
Geminin sığlığa çarparak batmasının üzerinden iki bin yılı aşkın süre geçmesine rağmen eserlerin hiç hasar görmeden günümüze ulaşmasının arkasında dahi bir lojistik yöntem yatıyor. Antik tüccarların, tabak ve kaseleri ahşap muhafazalara yerleştirirken aralarına özel bir kil tabakası sıvadığı anlaşıldı. Bu zekice yöntem sayesinde darbelere karşı korunan paha biçilmez seramikler, orijinal biçimlerini ve işçilik detaylarını günümüze kadar muhafaza etmeyi başardı. Antakya merkezli sikkeler doğrultusunda geminin, Doğu Akdeniz'den yola çıkıp Yunanistan ve İtalya rotasını takip ederken fırtınaya yakalandığı değerlendiriliyor.