12 Yaşında Akıllı Telefon Kullanan Çocuklarla İlgili Dikkat Çeken Araştırma!

ABD'de yaklaşık 9 bin ergenin verileri üzerinden yapılan araştırma, akıllı telefonla erken yaşta tanışan çocuklarda yeme bozukluğu belirtileriyle ilgili dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre 12 yaşında akıllı telefon sahibi olan çocuklarda riskin ilerleyen yaşlarda daha yüksek olduğu belirlendi.

ABD'de yaklaşık 9 bin ergenin verileri incelenerek gerçekleştirilen araştırma, 12 yaşında akıllı telefon sahibi olan çocuklarda yeme bozukluğu belirtileriyle ilişkili riskin daha yüksek olabileceğini ortaya koydu. Bulgular, özellikle erken yaşta telefon ve sosyal medya kullanımının çocukların beden algısı üzerindeki etkilerine ilişkin yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı. Araştırmada 12 yaşında akıllı telefonu bulunan çocukların ilerleyen dönemde yeme bozukluğu belirtileri bildirme ihtimalinin daha yüksek olduğu görüldü. Ancak bilim insanları elde edilen sonuçların akıllı telefon kullanımının doğrudan yeme bozukluğuna yol açtığını göstermediğinin altını çizdi.

12 Yaşında Telefon Kullananlarda Risk Daha Yüksek

Kaliforniya Üniversitesi San Francisco'da görev yapan araştırmacıların yürüttüğü çalışmada, çocukların 12 yaşındaki teknoloji kullanım alışkanlıkları ile 14 yaşındaki sağlık göstergeleri karşılaştırıldı. Verilere göre 12 yaşında akıllı telefon kullanan çocukların, aynı yaşta telefonu bulunmayan akranlarına göre herhangi bir yeme bozukluğu belirtisi bildirme olasılığı yüzde 36 daha yüksek çıktı. Tıkınırcasına yeme belirtileri açısından bakıldığında ise farkın yüzde 61'e ulaştığı belirlendi. Araştırmaya dahil edilen 12 yaşındaki çocukların yaklaşık yüzde 70'inin akıllı telefona sahip olması da erken yaşta dijital cihaz kullanımının ne kadar yaygın hale geldiğini ortaya koydu.

14 Yaşına Geldiklerinde Fark Daha Belirgin Hale Geldi

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de çocukların iki yıl sonraki durumuyla ilgili oldu. Akıllı telefon kullanımına 12 yaşında başlayan çocukların 14 yaşına geldiklerinde herhangi bir yeme bozukluğu belirtisi bildirme riskinin, telefon sahibi olmayan akranlarına kıyasla yüzde 49 daha yüksek olduğu belirlendi. Çalışmada beden algısıyla ilgili sonuçlar da öne çıktı. Erken yaşta akıllı telefon kullanan çocukların kendi değerlerini kilolarıyla ilişkilendirme ihtimalinin yüzde 103 daha fazla olduğu görüldü. Araştırmanın bulguları JAMA Network Open dergisinde yayımlandı.

Sosyal Medya Beden Algısını Etkileyebilir

Araştırmacılar, erken yaşta ve herhangi bir denetim olmadan akıllı telefon kullanımının ergenlik döneminde beden memnuniyetsizliğini artırabilecek faktörlerden biri olabileceğine dikkat çekti. Özellikle sosyal medya platformlarında sık karşılaşılan idealize edilmiş vücut görüntüleri ve 'fitspiration' olarak adlandırılan içeriklerin çocuklar üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Bu tür paylaşımların bazı gençlerde bedenleriyle ilgili olumsuz düşünceleri ve sağlıksız yeme davranışlarını tetikleyebileceği ifade ediliyor. Bununla birlikte araştırmacılar, elde edilen verilerin akıllı telefon kullanımının tek başına yeme bozukluğuna neden olduğunu kanıtlamadığını vurguluyor. Çocukların çevresi, psikolojik durumu, sosyal ilişkileri ve dijital içeriklerle nasıl etkileşim kurduğu gibi farklı faktörlerin de değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Uzmanlardan Ebeveynlere Akıllı Telefon Uyarısı

Araştırmada, erken ergenlik döneminin çocukların sosyal değerlendirmelere daha duyarlı olduğu bir dönem olduğuna işaret edildi. Bu süreçte sosyal medya içeriklerinin çocukların kendileri ve bedenleri hakkındaki düşüncelerini etkileyebileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar bu nedenle ebeveynlerin çocuklarına akıllı telefon verme yaşını ve cihazın nasıl kullanılacağını dikkatle değerlendirmesini öneriyor. Ayrıca sağlık çalışanlarının yeme bozukluğu belirtilerini değerlendirirken çocukların akıllı telefon ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarını da göz önünde bulundurmasının faydalı olabileceği ifade ediliyor. Araştırmacılar dijital cihazların tamamen zararlı olduğu yönünde bir değerlendirme yapmazken, asıl belirleyici unsurun kullanım biçimi ve çocukların karşılaştığı içerikler olabileceğine dikkat çekiyor.

Bakmadan Geçme