BİST
101849
ALTIN
259.118
DOLAR
5.6360
STERLİN
7.0518
EURO
6.3235

Evet her şey değişti devir, yıllar hatta ve hatta insanlar bile… Dönüp geçmişe baktığımda dilimden sadece İYİKİ’ler dökülüyor…

Şimdinin çocukları tabletlerle büyürken biz çamurla, taşla, toprakla büyüdük… Şimdinin çocukları teknolojik hayaller kurarken biz sadece kuşandığımız iyiliklerin ve geleceğimizin hayalini kurardık çünkü yokluğu alnımıza yazılmış bir yazı olarak benimsedik ve öyle büyüdük. Sabırlıydık, heyecanlıydık .. Meğer ne kadar şanslıydık ..

Hiç unutmam bana hediye edilen kırmızı bir elbisem vardı. Üstümden çıkarmadan heyecanla uyuduğum, aman elbisem kirlenmesin diye gözümden sakındığım günler… Kar diz boyuydu hava ayaz, buz gibi ama yaşadığımız o zor koşullara rağmen yoklukla yetinmeyi bilen kocaman yüreğimiz vardı.

Küçükken özenmeyi de bilmezdik, çünkü etrafımızdaki kimse iyi koşullarda büyümedi. Hepimiz eşittik, belki bir iki kişi bizden daha iyi veya daha kötü durumdaydı ama bunun bir önemi yoktu bizim için. Önemli olan tek şey dostluktu, bağlılıktı, sevgiydi ve en önemlisi de paylaşmaktı. Arkadaşımızın aldığı bisiklet bizimmişcesine kullandığımız, paylaşmayı iliklerimize kadar hissettiğimiz, bildiğimiz zamanlarımız vardı bizim.

Yediğimiz kuru ekmeğin bile tadı başkaydı.. Sokakta oynadığımız oyun bile dünyanın en büyük hazzını verirdi, akşam olmasın eve gitmeyelim derdik, sabah yine bir arada olacağımızı bildiğimiz halde. Gece geçmek bilmezdi, özlerdik. Çünkü birlik, beraberlik aşılanmıştı ruhumuza…

Elbiselerimiz öyle şehirli çocukların giydiği gibi fiyakalı değildi evet yamalıydı ama bundan asla utanmazdık, gururla taşırdık. Alay etmeyi bilmezdik, birbirimize karşı derinden saygılıydık.

Şimdinin çocukları okula giderken sıkıla sıkıla gider ya hani ben hafta sonları olunca ağlardım mesela. Daha başarılı olmak için arkadaşlarımla yarıştığım o günler hiç çıkmaz aklımdan. Başarısızlığı yediremezdim kendime, sınıfta yapılan okuma yarışmasında ikinci olduğum günler hıçkırıklara boğulur, utanırdım, öğretmenime mahcup oldum diye gözüme uykular girmezdi.

Hele o akşam olunca komşularla kapı önlerinde oturup sohbet ettiğimiz günler, içtiğimiz çayın bile tadı hala damağımda.. Ekmeğimiz mi kalmamış? Komşuya koşardık. Çayımız mı yok? Soluğu yine komşu da alırdık.

Anlatmaya kelimelerin bile yetmediği o günler ne güzeldi. Biz gülüp, eğlenmeyi, oyun oynamayı kendimize ilke edinmiştik, şimdinin çocukları ise sadece ve sadece memnuniyetsizliği kendilerine model almış gibi.

Hediye alırsın beğenmez, çocuklarla oynasın diye parka götürürsün arkadaşlarıyla koşup oynamak varken topluca telefonlarda oyun oynamaya başlarlar. Servetler harcayıp Okula göndermeye razısındır fakat okula gitmek istemezler. Büyüklerine saygısızlık, cevap verme de cabası tabi..

Nerede bir çocuk görsem çocukluğum gelir aklıma, ne kadar şanslı olduğumu iliklerime kadar hissederim, İYİKİ’ler dökülür dilimden. İyiki, İyiki ben ‘BENİM!’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.